Bir zamanlar bir elin parmaklarını geçmeyen Türkçe pazarlama blogları gün geçtikçe hem sayı hem de içerik olarak zenginleşti. O günlerde yabancı pazarlama bloglarıyla dolu olan RSS okuyucum zaman içinde şekil değiştirdi ve Türkçe pazarlama blogları da bu sayfada yerlerini almaya başladı. Ama bu bloglar içinde bir tanesi var ki, içine girdiniz mi çıkmak istemiyor, okudukça okumak istiyorsunuz: A.Selim Tuncer'in (nam-ı diğer Selim Abi'nin) blogu Diyalog.
Marketing Türkiye sitesinde A.Selim Tuncer'in blogu şöyle tanıtılmış:
Mesleki deneyimlerinden yola çıkarak "pazarlama iletişimi" konularını pratikten teoriye irdeleyen A. Selim Tuncer, içten üslubu, terminolojiye bulamadığı ve herkesin kolaylıkla anlayabileceği yalın dili, zaman zaman ironik yaklaşımları, beklenmedik ve can alıcı soruları, ilginç arayışlarıyla meslekten olmayanlara da keyifle okutturuyor kendini... Pazarlama iletişimi sektörünü, akademisyenlerden uygulayıcılara kadar çok geniş ve renkli bir yelpaze olarak gördüğü için, bu yelpazenin tüm renklerini ve seslerini, tüm konularını yansıtmaya çalışıyor bloğunda.
Bu tanıtım öyle güzel özetlemiş ki A.Selim Tuncer'in blogunu, alıntılamadan edemedim. Evet, bu sayfaya girdiğinizde sizi bir yazı karnavalı karşılar. Öyle bir karnaval ki, hangi yazıdan başlayacağınızı şaşırırsınız. Yeni gönderilen postalar, kitap tanıtımları, eski yazıların linkleri, Pİ yazıları, Activeline yazıları, yazarın önemli bulduğu ve önerdiği diğer yazılar… Bir girdiniz mi saplanıp kalır, dışına çıkamazsınız. Okumaya başladınız andan itibaren de artık geri dönüş yoktur. Çünkü A.Selim Tuncer'in yazılarının müptelası olmuşsunuzdur ve yeni yazılarını beklerken bulursunuz kendinizi.

Yalın ve esprili bir üslubu vardır ama öyle kısa yazılar beklemeyin sakın. A.Selim Tuncer, ele aldığı konuyu ince ince işler bu uzun yazılarında. Her bir detayı, her bir ayrıntıyı özenle yerleştirir incelediği konunun etrafına. Kimi zaman hikayeleri kullanır yazılarını süslemek için, kimi zaman da akademik çalışmalardan alıntılar yapar. Fotoğraflar ise olmazsa olmazıdır yazılarının. Ama öyle bir denge kurar ki bunlar arasında, ne sıkılırsınız ne de bunalırsınız. Tam dikkatiniz kaybolmaya başladığında bir fotoğraf çıkıverir karşınıza, sizi rahatlatan ama rahatlatırken de meraklandıran ve yazıyı okumaya devam etmenizi sağlayan. Yazıyı okuyup bitirdiğinizde ise, gözlerinizin önünde büyük ve net bir resim vardır artık.
Aslına bakarsanız daha onlarca satır yazabilirim A.Selim Tuncer'in çalışmaları hakkında. Yazıları, ele aldığı konular, kurduğu bağlantılar, üslubu… En iyisi ben artık susayım ve siz gidip kendiniz görün A.Selim Tuncer'in Diyalog'unu.
İyi ki bu blog işine girmişsin Selim Abi…